MENÜ
Anasayfa Güncel Yerel Eğitim Spor Ekonomi Sağlık
Firma Rehberi Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Foto Galeri Videolar Yazarlar
KÜNYE İLETİŞİM
SON DAKİKA
Anasayfa Köşe Yazarları Hamdullah Hacıbahtiyar

Hamdullah Hacıbahtiyar

Köşe Yazarı
20 Nisan 2026, 19:51 5 okunma

Saatin Tik Takları Arasında Kaybolan "An"

Saatin Tik Takları Arasında Kaybolan

Eskiler, zamanın akışını nehrin suyuna benzetirdi; durdurulamaz, geri döndürülemez ve her anı benzersiz. Şimdilerde ise zaman, bir nehir gibi akmaktan ziyade, üzerimizden geçen bir silindir gibi... Her yere yetişmeye çalışırken hiçbir yerde tam anlamıyla bulunamıyoruz. Hayatın ritmi, kalbimizin atışından çok, telefonlarımızın saniyede onlarca kez güncellenen ana sayfasına endekslendi.

Hızın Esiri Olmak

Sabah gözümüzü açtığımızda ilk yaptığımız şey, güneşin doğuşuna bakmak değil, kaç bildirimle uyandığımızı kontrol etmek oluyor. Kahvaltımızı, tadını alarak değil, bir sonraki toplantıya veya derse yetişme telaşıyla ayaküstü yapıyoruz. Oysa doğa bize sürekli başka bir şey fısıldıyor: “Hiçbir çiçek açmak için acele etmez ama hiçbir çiçek vaktini de şaşırmaz.”

Biz ise sanki bir yarıştayız. En hızlı okuyan, en hızlı cevap veren, en hızlı tüketen olmak zorundaymışız gibi bir illüzyonun içindeyiz. Peki, bu hızın sonunda vardığımız yer neresi? Daha fazla yorgunluk, daha derin bir boşluk hissi.

Durmanın Erdemi

Bir ağacın büyümesini izlemek bugün çoğumuza "vakit kaybı" gibi gelebilir. Oysa durmak, sadece fiziksel bir eylem değil, zihinsel bir devrimdir. Durduğunuzda, rüzgarın sesini, kahvenin kokusunu, çocuğunuzun size bir şey anlatırken parlayan gözlerini fark edersiniz. Detaylar, ancak yavaşladığınızda görünür hale gelir.

Küçük bir not: Hayat, sadece varılacak bir hedef değil; o hedefe giderken yürüdüğümüz yolun kendisidir.

Gökyüzünü Unutmak

Şehirlerin neon ışıkları altında yıldızları unuttuğumuz gibi, modern hayatın gürültüsünde de kendi iç sesimizi unuttuk. Kendimizle baş başa kalmaktan korkar hale geldik; çünkü durduğumuz an, o kaçtığımız sorularla yüzleşeceğimizi biliyoruz. Ama unutmamalıyız ki; en iyi fikirler, en doğru kararlar ve en içten huzur, o sessiz ve yavaş anlarda filizlenir.

Bugün kendinize bir mola verin. Saate bakmadan bir yürüyüş yapın, bir banka oturun ve sadece gelip geçeni izleyin. Göreceksiniz ki, dünya siz koşturmasanız da dönmeye devam ediyor. Ve belki de o zaman, gerçekten "yaşadığınızı" hissedeceksiniz.